Guatr hastalıkları, böbrek üstü bezi hastalıkları, menapoz, hipoglisemi, stres, bazı ilaçlar ve hormonlar terlemeye sebep·olabilir.Özellikle yaygın terlemesi yada gece terlemesi olan hastalarda sebebe yönelik araştırma yapılmalıdır.
Bazen herhangi bir hastalığa bağlı olmaksızın yapısal olarak aşırı terleme görülebilir. Özellikle koltuk altı, el ve ayaklarda oluşan bölgesel aşırı terlemelerde terlyen bölgelerdeki deri altına yapılan botoks uygulamaları ile bu problem çözülebilmektedir.
Botoksun etkisi geçtiğinde tekraralayan botoks uygulamaları yapılabilmektedir. Özellikle yaz başında yapılan uygumalar ile hastaların yaz aylarını daha rahat geçirebilmelerine olanak sağlanmaktadır. Terlemenin yoğun olduğu bölgelerde deri altına yapılan botoks enjeksiyonu ile ter bezlerine ulaşan sinir uçlarından salgılanan bir maddenin salınımı bloke edilir. Böylelikle ter bezlerine uyarı ulaşamadığından ter salgısı gerçekleşemez. Bölgesel aşırı terlemede uygulanan diğer tedavi yöntemleri bazı kremler, iyontoforez ve ağır vakalarda cerrahi uygulamalar şeklinde sayılabilir.
| HAMİLELİK SONRASI |
Hamilelik, doğum ve emzirme dönemleri sonunda kadınlar dünyaya getirdikleri o muhteşem varlığın biricik bebeklerinin heyacan ve mutluluğunu yaşarken içten içe aldıkları fazla kilolardan nasıl kurtulacakları, karın ve göğüslerinin eskisi gibi olup olamayacağının kaygısını yaşarlar.
Hamilelik ve doğum kadınların vücudunda özellikle meme ve karın bölgesinde gözle görülür değişikliklere yol açabilir. Bu değişiklikler hamilelik sırasında ceşitli problemlerden ötürü uzun süre hareketsiz kalan, ikiz gebelik geçirmiş olan veya birden çok doğum yapmış ve gebelik sırasında aşırı kilo almış kişilerde daha belirgin ve daha rahatsız edici olabilir. Öncelikle yeni annelerin bilmesi gereken nokta şudur ki hamilelikte alınan kiloların bir kısmı doğumdan sonra verilir. Bir kısmı kalabilir. Bu kalan fazla kilolardan emzirme dönemi sona erdikten sonra yapılan diyet ve egzersizle kurtulunabilir. Ancak diyet ve spora rağmen verilemeyen inatçı kilolardan ve bölgesel yağlanma şikayetlerinden, doğumdan yaklaşık 1 yıl sonra ( bu süre zarfinda kişi doğal yollardan verebileceği kadar kilo vermiş ve genellikle emzirme dönemi sona ermiştir) yapılan liposuction ameliyatı ile kurtulmak mümkündür. Liposuction ile özellikle karın, bel, basenler gibi bölgelerdeki inatçı yağ birikimleri alınabilir ve hastalar hamilelik oncesindeki formlarına ve kıyafetlerine kavuşabilirler.
Ancak eğer hastanın karnında yağlanmanın yanı sıra ciddi bir gevşeklik, çatlama ve sarkıklık oluşmuş ise bu durumda liposuction uygun bir çözum değildir ve yapılacak karın germe ameliyatı ile hastaya dümdüz bir karın sağlamak genellikle uygun bir çözum olmaktadır. Bu ameliyatla gevşemiş karın kasları sıkılaştırılıp daraltılmakta ve sarkmış ve gevşemiş fazla karın derisi ve yağlar çıkartılmaktadır. Bu ameliyatın izi bikini ve çamaşır altında kalmakta ve zamanla daha az belirgin hale gelmektedir. Ancak karın germe ameliyatı bir daha çocuk doğurmayı planlamayan hastalar için uygun bir ameliyattır.
Hamilelik sonrası memelerde de çeşitli deformasyonlar görülebilmektedir. Hatta bazı anneler memelerinin şeklinin bozulacağı korkusuyla bebeğe uzun süre süt vermekten kaçınmak isterler. Oysa ki bu çok yanlış bir düşüncedir çünkü unutulmamalıdır ki bebekler icin en sağlıklı besin anne sütüdür ve günümüzde ilk 6 ay bebeğe sadece ve sadece anne sütü verilmesi önerilmektedir. Eger doğum sonrasında göğüslerde anneyi rahatsız edecek sekilde bir sarkıklık oluşmuşsa veya hamilelikten önce de var olan sarkıklık biraz artmış ve memelerin dogunluğu azalmış ve içi boşalmış gibi duruyorsa emzirme dönemi bittikten sonra yapılan meme dikleştirme ameliyatı ile bu durum düzeltilebilmektedir. Hastanın memedeki sarkıklıkla birlikte meme hacminin artırılması yönünde bir isteği olması durumunda ise meme protezleri ile meme büyütme ameliyatları yapılmaktadır. |
|